1. Ana Sayfa
  2. Psikososyal Psikoloji
  3. Erik Erikson'un Psikososyal Gelişim Aşamaları

Erik Erikson'un Psikososyal Gelişim Aşamaları

Erikson'un Psikososyal Gelişim Aşamaları

Erik Erikson, en popüler ve etkili gelişme teorilerinden birini geliştiren bir ego psikoloğu idi. Teorisi psikanalist Sigmund Freud’un çalışmasından etkilenirken, Erikson’un teorisi psikoseksüel gelişimden ziyade psikososyal gelişim üzerine odaklandı. Teorisini oluşturan aşamalar şunlardır:

  • Aşama 1 – Güvene Karşı Güvensizlik
  • Aşama 2 – Özerklik – Utanç ve Şüphe
  • Aşama 3 – Girişime Karşı Suçluluk
  • Aşama 4 – Endüstriye Karşı Aşağılık
  • Aşama 5 – Kimlik vs Karışıklık
  • Aşama 6 – Samimiyet ve Yalıtım
  • Aşama 7 – Üretkenlik ve Durgunluk
  • Aşama 8 – Bütünlük – Umutsuzluk

Erikson’un psikososyal teorisini oluşturan arka plana ve farklı aşamalara daha yakından bakalım.

Psikososyal Gelişim Nedir?

Peki Erikson’un psikososyal gelişim teorisi tam olarak neyi içeriyordu? Sigmund Freud’a çok benzeyen Erikson, kişiliğin bir dizi aşamada geliştiğine inanıyordu. Freud’un psikoseksüel aşamalar teorisinden farklı olarak, Erikson’un teorisi, sosyal deneyimin yaşam boyu etkilerini açıkladı. Erikson, sosyal etkileşimin ve ilişkilerin insanların gelişiminde ve büyümesinde nasıl bir rol oynadığıyla ilgilendi.

Erikson’un teorisindeki her aşama önceki aşamalara dayanır ve sonraki gelişim dönemlerine zemin hazırlar. Her aşamada, Erikson insanların gelişiminde bir dönüm noktası olarak hizmet eden bir çatışma yaşadıklarına inanıyordu. Erikson’un görüşüne göre, bu çatışmalar ya psikolojik bir kalite geliştirmeye ya da bu kaliteyi geliştirememeye odaklanıyor. Bu zamanlarda kişisel gelişim potansiyeli yüksektir, ancak başarısız olma potansiyeli de yüksektir.

İnsanlar çatışmayı başarılı bir şekilde ele alırlarsa, sahneden hayatlarının geri kalanında kendilerine iyi hizmet edecek psikolojik güçlerle ortaya çıkarlar. Bu çatışmalarla etkin bir şekilde başa çıkamadıkları takdirde, güçlü bir benlik duygusu için gereken temel becerileri geliştiremeyebilirler.

Erikson ayrıca bir yeterlilik duygusunun davranışları ve eylemleri motive ettiğine inanıyordu. Erikson’un teorisindeki her aşama, bir yaşam alanında yetkin olmakla ilgilidir. Eğer sahne iyi idare edilirse, kişi bazen ego gücü veya ego kalitesi olarak adlandırılan ustalık hissini hissedecektir. Eğer sahne zayıf bir şekilde yönetilirse, kişi gelişim yönünden bir yetersizlik duygusu ile ortaya çıkacaktır.

Psikososyal Aşama 1 – Güvene Karşı Güvensizlik

Erikson’un psikososyal gelişim teorisinin ilk aşaması doğum ile bir yaş arasında gerçekleşir ve yaşamdaki en temel aşamadır.

Bir bebek tamamen bağımlı olduğundan, güven geliştirmek çocuğun bakıcılarının güvenilirliğine ve kalitesine dayanır. Gelişimin bu aşamasında, çocuk, yiyecek, sevgi, sıcaklık, güvenlik ve beslenmeyi içeren hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu her şey için yetişkin bakıcılarına tamamen bağlıdır. Her şey. Bir bakıcı yeterli bakım ve sevgi sağlayamazsa, çocuk hayatındaki yetişkinlere güvenemeyeceğini veya güvenemeyeceğini hissedecektir.

Bir çocuk başarılı bir şekilde güven geliştirirse, dünyada kendini güvende ve güvende hissedecektir. Tutarsız, duygusal olarak bulunmayan veya reddeden bakıcılar bakımları altındaki çocuklarda güvensizlik duygularına katkıda bulunur. Güvenin gelişmemesi korku ve dünyanın tutarsız ve öngörülemez olduğuna dair bir inanca neden olacaktır.

Tabii ki, hiçbir çocuk yüzde 100 güven veya yüzde 100 şüphe duygusu geliştiremez. Erikson, başarılı bir gelişmenin, iki taraf arasında bir denge kurulması olduğuna inanıyordu. Bu gerçekleştiğinde çocuklar, Erikson’un tehlikenin olabileceği bazı ihtiyatlarıyla sertleştiği deneyime açıklık olarak nitelendirdiği bir umut kazanırlar.

Psikososyal Aşama 2 – Özerklik – Utanç ve Şüphe

Erikson’un psikososyal gelişim teorisinin ikinci aşaması, erken çocukluk döneminde gerçekleşir ve daha fazla kişisel kontrol duygusu geliştiren çocuklara odaklanır.

Gelişimin bu noktasında çocuklar biraz bağımsızlık kazanmaya başlıyor. Temel eylemleri kendi başlarına yapmaya başlıyorlar ve tercih ettikleri şey hakkında basit kararlar alıyorlar. Ebeveynler ve bakıcılar, çocukların seçimler yapmalarını ve kontrol etmelerini sağlayarak, çocukların özerklik duygusu geliştirmelerine yardımcı olabilir.

Freud gibi, Erikson da tuvalet eğitiminin bu sürecin hayati bir parçası olduğuna inanıyordu. Ancak Erikson’un mantığı Freud’unkinden oldukça farklıydı. Erikson, birinin vücut fonksiyonlarını kontrol etmeyi öğrenmenin bir kontrol hissine ve bir bağımsızlık hissine yol açtığına inanıyordu.

Diğer önemli olaylar arasında yemek seçenekleri, oyuncak tercihleri ve kıyafet seçimi üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak yer alır.

Bu aşamayı başarıyla tamamlayan çocuklar, kendilerini yetersiz ve öz-şüphe duymaktan mahrum bırakırken, kendilerini güvende ve güvende hissederler. Erikson, özerklik ile utanç ve şüphe arasında bir denge kurmanın, niyet ve sınırlar dahilinde çocukların niyetle hareket edebileceği inancı olan iradesine yol açacağına inanmaktadır.

Psikososyal Aşama 3 – Girişime Karşı Suçluluk

Psikososyal gelişimin üçüncü aşaması okul öncesi yıllarda gerçekleşir.

Psikososyal gelişimin bu noktasında çocuklar, oyun ve diğer sosyal etkileşimleri yönlendirerek güçlerini ve dünya üzerindeki kontrollerini ortaya koymaya başlarlar.

Bu aşamada başarılı olan çocuklar, başkalarına liderlik edebilecek yetenekli ve yeteneklidir. Bu becerileri kazanamayanlar suçluluk duygusu, kendinden şüphe duyma ve inisiyatif eksikliği ile karşı karşıya kalırlar.

İdeal bir bireysel inisiyatif dengesi ve başkalarıyla çalışmak için istekli olunca, ego kalitesi   amaç ortaya çıkıyor.

Psikososyal Aşama 4 – Endüstriye Karşı Aşağılık

Dördüncü psikososyal evre, ilkokul yıllarında yaklaşık 5 ila 11 yaş arasında gerçekleşmektedir.

Sosyal etkileşimler sayesinde çocuklar, başarılarında ve yeteneklerinde bir gurur duygusu geliştirmeye başlarlar. Ebeveynler ve öğretmenler tarafından teşvik edilen ve övülen çocuklar, yeteneklerinde bir yetkinlik ve inanç duygusu geliştirir. Ebeveynlerden, öğretmenlerden veya meslektaşlarından çok az cesaret alan veya hiç teşvik almayanlar başarılı olma yeteneklerinden şüphe edeceklerdir.

Başarılı bir şekilde psikososyal gelişimin bu aşamasında dengeyi bulmak, çocukların kendilerinden önce belirlenen görevleri yerine getirme yeteneklerini geliştirdikleri bir yetkinlik geliştirdiği, yeterlilik olarak bilinen güce yol açar.

Psikososyal Aşama 5 – Kimlik ve Karışıklık

Beşinci psikososyal evre, sık sık çalkantılı gençlik yıllarında gerçekleşir. Bu aşama, bir insanın hayatının geri kalanında davranış ve gelişimi etkilemeye devam edecek kişisel bir kimlik duygusu geliştirilmesinde önemli bir rol oynar.

Ergenlik döneminde çocuklar bağımsızlıklarını keşfederler ve bir benlik duygusu geliştirir. Kişisel keşif yoluyla uygun teşvik ve pekiştirme yapanlar, bu aşamadan güçlü bir benlik duygusu ve bağımsızlık ve kontrol duyguları ile ortaya çıkacaktır. İnançlarından ve arzularından emin olmayanlar kendilerini ve geleceği hakkında kendilerini güvensiz ve şaşkın hissedeceklerdir.

Psikologlar kimlikten bahsettiklerinde, bir kişinin davranışını şekillendiren ve yönlendiren tüm inançlara, ideallere ve değerlere atıfta bulunurlar. Bu aşamayı başarıyla tamamlamak, Erikson’un toplumun standartlarına ve beklentilerine göre yaşama kabiliyeti olarak tanımladığı sadakatine yol açar.

Erikson, psikososyal gelişimin her aşamasının önemli olduğuna inanırken, ego kimliğinin gelişimine özel önem verdi. Ego kimliği, sosyal etkileşim yoluyla geliştirdiğimiz bilinçli bir duyu duygusudur ve kimliğe karşı psikososyal gelişimin karışıklık aşamasına odaklanır.

Erikson’a göre, ego kimliğimiz, başkalarıyla günlük etkileşimimizde edindiğimiz yeni deneyimler ve bilgiler nedeniyle sürekli değişiyor. Yeni deneyimlere sahip olduğumuz için, kimliğin gelişmesini engelleyebilecek veya engel olabilecek zorlukları da üstleniyoruz.

Kişisel kimliğimize, her birimize hayatımız boyunca sürecek entegre ve tutarlı bir benlik duygusu verir. Kişisel kimliğimiz, deneyimlerimiz ve başkaları ile etkileşimlerimizle şekillenir ve yaşlandıkça eylemlerimizi, inançlarımızı ve davranışlarımızı yönlendirmemize yardımcı olan bu kimliktir.

Psikososyal Aşama 6 – Samimiyet ve Yalıtım

Bu aşama, insanların kişisel ilişkileri araştırdığı erken yetişkinlik dönemini kapsar.

Erikson, insanların diğer insanlarla yakın, kararlı ilişkiler geliştirmesinin hayati olduğuna inanıyordu. Bu adımda başarılı olanlar kalıcı ve güvenli ilişkiler kuracaktır.

Her adımın önceki adımlarda öğrenilen beceriler üzerine kurulu olduğunu unutmayın. Erikson, güçlü bir kişisel kimlik anlayışının yakın ilişkiler geliştirmek için önemli olduğuna inanıyordu. Araştırmalar, benlik algısı zayıf olanların daha az kararlı ilişkilere sahip olma eğiliminde olduğunu ve duygusal izolasyon, yalnızlık ve depresyon geçirme ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Bu aşamanın başarılı bir şekilde çözülmesi, aşk olarak bilinen erdeme neden olur. Diğer insanlarla kalıcı, anlamlı ilişkiler kurma yeteneği ile işaretlenmiştir.

Psikososyal Aşama 7 – Üretkenlik ve Durgunluk

Yetişkinlikte, kariyerimizi ve ailemize odaklanarak hayatımızı inşa etmeye devam ediyoruz.

Bu aşamada başarılı olanlar, kendi evlerinde ve toplumlarında aktif olarak dünyaya katkıda bulunduklarını hissedeceklerdir. Bu beceriyi elde etmekte başarısız olanlar, dünyada verimsiz ve haksız hissedeceklerdir.

Bakım, bu aşama başarıyla gerçekleştirildiğinde elde edilen erdemdir. Başarılarınızla gurur duymak, çocuklarınızın yetişkinlere dönüşmesini izlemek ve yaşam arkadaşınızla bir birlik duygusu geliştirmek, bu aşamada önemli başarılardır.

Psikososyal Aşama 8 – Bütünlük vs Umutsuzluk

Son psikososyal aşama, yaşlılık döneminde gerçekleşir ve hayata geri yansımaya odaklanır.

Gelişimin bu noktasında, insanlar hayatlarının olaylarına geri bakar ve yaşadıkları hayattan memnun olup olmadıklarını veya yaptıkları veya yapmadıkları şeylere pişman olup olmadıklarını belirler.

Bu aşamada başarısız olanlar, hayatlarının boşa gittiğini hissedecek ve birçok pişmanlık yaşayacaklar. Birey acı ve umutsuzluk duygularıyla kalacak.

Başarılarından gurur duyanlar bir bütünlük duygusu hissedeceklerdir. Bu aşamayı başarıyla tamamlamak, birkaç pişmanlıkla ve genel bir memnuniyet duygusuyla geriye bakmak anlamına gelir. Bu bireyler kazanacak   bilgelik, ölümle yüzleşirken bile.

Psikososyal Aşamaları Özet Şeması

Aşama 1: Bebeklik (18 aya kadar doğum)

  • Temel Çatışma: Güvene Karşı Güvensizlik
  • Önemli Olaylar: Beslenme
  • Sonuç: Psikososyal gelişimin ilk aşamasında, bakıcılar güvenilirlik, bakım ve sevgi sağladıklarında çocuklar bir güven duygusu geliştirir. Bunun olmaması güvensizliğe yol açacaktır.

2. Aşama: Erken Çocukluk (2 ila 3 yıl)

  • Temel Çatışma: Özerkliğe Karşı Utanç ve Şüphe
  • Önemli Olaylar: Tuvalet Eğitimi
  • Sonuç: Çocukların fiziksel beceriler üzerinde kişisel kontrol ve bağımsızlık duygusu geliştirmeleri gerekir. Lazımlık eğitimi, çocukların bu özerklik duygusunu geliştirmelerine yardımcı olmada önemli bir rol oynar. Mücadele eden ve kazaları için utanan çocuklar, kişisel kontrol duygusu olmadan bırakılabilir. Psikososyal gelişimin bu aşamasında başarı, özerklik duygularına yol açar, başarısızlık utanç ve şüphe duygularına yol açar.

Aşama 3: Okul Öncesi (3 ila 5 yıl)

  • Temel Çatışma: Girişime Karşı Suçluluk
  • Önemli Olaylar: Keşif
  • Sonuç: Çocukların çevre üzerinde kontrol ve güç sağlamaya başlaması gerekir. Bu aşamada başarı bir amaç duygusu doğurur. Çok fazla güç kullanmaya çalışan çocuklar, suçluluk duygusu uyandırarak onaylamamaktadır.

Aşama: Okul Çağı (6-11 yaş)

  • Temel Çatışma: Endüstriye Karşı Aşağılık
  • Önemli Olaylar: Okul
  • Sonuç: Çocukların yeni sosyal ve akademik taleplerle başa çıkmaları gerekir. Başarı, bir yeterlilik duygusuna yol açar, başarısızlık ise aşağılık duygularına yol açar.

Aşama: Ergenlik (12 ila 18 yaş)

  • Temel Çatışma: Kimlik ve Rol Karışıklık
  • Önemli Olaylar: Sosyal İlişkiler
  • Sonuç: Gençlerin bir kişisel ve kişisel kimlik duygusu geliştirmeleri gerekir. Başarı kendinize sadık kalmaya, başarısızlık rol karmaşasına ve zayıf bir benlik duygusuna yol açar.

Aşama: Genç Yetişkinlik (19 – 40 yaş arası)

  • Temel Çatışma: Samimiyet ve Yalıtım
  • Önemli Olaylar: İlişkiler
  • Sonuç: Genç yetişkinlerin diğer insanlarla yakın, sevgi dolu ilişkiler kurması gerekir. Başarı güçlü ilişkilere yol açarken başarısızlık yalnızlık ve tecrit ile sonuçlanır.

Aşama: Orta Yetişkinlik (40-65 yaş)

  • Temel Çatışma: Üretkenlik ve Durgunluk
  • Önemli Olaylar: İş ve Ebeveynlik
  • Sonuç: Yetişkinlerin, çoğu zaman çocuk sahibi olmak ya da diğer insanlara fayda sağlayacak olumlu bir değişim yaratmak suretiyle, onları aşacak şeyler yaratması ya da beslemesi gerekir. Başarı, işe yararlık ve başarı duygularına yol açar, başarısızlık ise dünyada sığ katılımla sonuçlanır.

Aşama: Vade (65 – ölüme)

  • Temel Çatışma: Ego Bütünlüğü – Umutsuzluk
  • Önemli Olaylar: Hayata Yansıtma
  • Sonuç: Erikson’un teorisi, diğerlerinden farklıydı çünkü yaşlılık dahil tüm yaşam boyu gelişmeyi ele aldı. Yaşlı yetişkinlerin hayata tekrar bakmaları ve tatmin olma hissi duymaları gerekir. Bu aşamadaki başarı, bilgelik duygularına yol açar, başarısızlık ise pişmanlık, acı ve umutsuzlukla sonuçlanır. Bu aşamada insanlar yaşamlarının olaylarına geri yansır ve stok alırlar. Kendini iyi yaşadığını düşündüğü bir hayata bakmak isteyenler, kendilerini huzurlu hissederek yaşamlarının sonuyla yüzleşmeye hazır ve tatmin olmuş hissedecekler. Geriye bakan ve yalnızca pişmanlık duyanlar, yaşaması gereken şeyleri gerçekleştirmeden sona ereceklerinden korkacaklar.

Eniyi Düşünce’den Bir Kelime

Erikson’un teorisi de sınırlamaları ve eleştirileri vardır. Her aşamayı başarıyla tamamlamak için ne tür deneyimler gereklidir? Bir insan bir aşamadan diğerine nasıl geçer? Psikososyal teorinin önemli bir zayıflığı, çatışmaları çözmek ve bir aşamadan diğerine geçmek için tam mekanizmaların iyi tanımlanmamış veya geliştirilmemiştir. Teori, çatışmaları başarılı bir şekilde çözmek ve bir sonraki aşamaya geçmek için her aşamada ne tür deneyimlerin gerekli olduğunu tam olarak açıklayamıyor.

Psikososyal teorinin güçlü yanlarından biri, yaşamın tamamında gelişimi görecek geniş bir çerçeve sağlamasıdır. Ayrıca, insanın sosyal doğasını ve sosyal ilişkilerin kalkınma üzerindeki önemli etkisini vurgulamamızı sağlar.

Araştırmacılar Erikson’un kimlik hakkındaki fikirlerini destekleyen kanıtlar buldular ve kimlik oluşumunun farklı alt aşamalarını daha da belirlediler. Bazı araştırmalar, ergenlik döneminde güçlü kişisel kimlikler oluşturan kişilerin erken yetişkinlik döneminde samimi ilişkiler kurma konusunda daha yetenekli olduğunu göstermektedir.


Yorum Yap

    Yorum Yap